Bizim

Öykümüz

Birkaç gün kimse gelmedi. Ben yine yalnız kalmıştım ama bu çok uzun sürmedi. Genç adam ve kız ellerinde metreler farklı farklı insanlar ile gelip gittiler. Anladım ki bir şeyler oluyor, ama ne?

Otlarımı temizlediler, ağaçlarımı budadılar, her şeyi yeniden yapmaya başladılar. Duvarları paletlerle donattılar, yerler için daha önce hiç görmediğim tomruklardan dizayn yaptılar. Onlar benim farkımda değillerdi belki ama ben onları izliyordum. Sonra çok güzel bir mutfak yapıldı ve paletten masalar geldi… Çiçekleri söylemiyorum bile o kadar güzellerdi ki..

Gün geçtikçe bahçe şekilleniyordu açıkçası inanmakta güçlük çekiyordum sanki o bahçe değil bambaşka bir yer olmuştu. Turuncu ve Turkuaz renkler ile mest olmamak elde değildi.

Bahçenin üstüne yine turuncu ve turkuaz renklerde tenteler yaptılar ve bittiğinde bambaşka bir yer karşımda duruyordu son dokunuşu tabelalarını asarak yaptılar.

Benim adım artık Büyükada Bistro Candy Garden olmuştu. Neden bu isim diye merak ederken sonradan anladım ki bir de Büyükada Şekercisi varmış o bizim ilk şubemizmiş.Müşterileri yemek ve daha geniş bir alan istedikleri için beni bulmuşlar, iyiki de bulmuşlar..

Sabah erkenden kapılarımızı açıyorlar, Kahvaltı servisi için hazırlık yapıyorlar sonra müşteriler geliyor tatlı tatlı çocuklar bahçe de koşuşturuyorlar. Öğleden sonra ise yemek ve kafe bölümü ile devam ediyorlar…

Hele akşamları begonvil altında mum ışığında yenen yemeklerin güzelliğine diyecek olmuyor.

Yalnız değilim artık kocaman bir coşku ile doluyum, kanatlarımın altında yemekler pişiyor, insanlar zevkle yemeklerini yiyorlar ben Büyükada Bistro Candy Garden;

Adada ki bahçeniz.. Gelmez misiniz?

© Büyükada Bistro 2017 Tüm hakları saklıdır

Başa Dön